HAKKINDA

Türkçe Özgeçmiş

Ertuğrul Oğuz Fırat - Portre

Ertuğrul Oğuz Fırat - Portre

1 Şubat 1923’te Malatya’da doğdu. Liseyi Malatya’da bitirdi; 1940’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’ne ertesi yıl ise oradan ayrılarak aynı üniversitenin Hukuk Fakültesi’ne girdi.

1943 yılında 20. yaşına ulaşması nedeniyle annesinin almış olduğu elden düşme bir piyanoda ileride bağdar olabilme amacını gerçekleştirebilmek için  ilk küğ çalışmalarına başladı. Yine bu yıl yakın arkadaşı olan Adnan Benk tarafından kendisinin keman öğretmeni bulunan Karl Berger’e tanıştırıldı. Ondan uyum (harmonie) dersleri aldı.  Ancak, bu dersleri birkaç ay sürdürebildi. Daha sonrasında sesleri ezberlemek bakımından, kendini piyano üzerinde çalışmaya verdi. Çünkü; Karl Berger’den ders almaya başladığı sırada klasik denilen bağdarların hemen hemen tümüne yakınını biliyor, çağdaş bağdarların yapıtlarıyla ilgilenmeye başlamış bulunuyordu. Düşüncesine göre, kuramsal nitelikte küğ öğrenimi ona fazlaca bir yarar getirmeyecek, buna karşılık küğü “sesleri”  ezberlemek kendisini bağdarlığa daha çabuk ulaştıracaktı.

İlk öykülerini ve şiirlerini yine 1943 yılında yazmaya başladı.  Ancak; yazdıklarından kolayca doyuma ulaşmadığı için ilk öykülerinin ve ilk şiirlerinin ileriki günlerde pek çok değişik biçimini ortaya koydu. Yine bu yıllarda içlerinde sonradan çok ünlenecek olan Turan Güneş, Turan Feyzioğlu, Necati Erkurt, Adnan Benk, Ercüment Berker, Berna Moran, Ali Yavuz Bayhan, Bülent Arel’in bulunduğu bir arkadaş topluluğu ile iklim adını taşıyan bir dergi çıkarmaya uğraştılar. Dergiyi aralarında topladıkları parayla çıkarabildilerse de; ancak 3 sayı sürdürebildiler. Umdukları satışa ulaşamadıkları için dergi çıkarmaya son verdiler. E. O. Fırat’ın yayınlanan ilk yırı (konulu şiir) bu dergide yayınlanmıştır. Bir dizi olarak yayınlanması düşünülen bu yırın adı “Meyvemizin Tohumu” başlığını taşımaktaydı. Belirtilen arkadaş topluluğu içinde bulunan ve sürekli olarak İstanbul’da bulunmayan ancak; ailesini görmek için sık sık İstanbul’a geldiğinde bu topluluktaki arkadaşlarını arayıp görüşen, Ankara Konservatuvarı’nda bağdarlık bölümünde yetişimini tamamlamaya çalışan Bülent Arel, konservatuvarda en yakın saydığı arkadaşı İlhan Usmanbaş’ın kendisinde görmüş olduğu E.O. Fırat’ın şiirleriyle ilgilendiğini belirterek onu  İstanbul’a bir gelişinde kendisiyle tanıştıracağını söylemişti. Bu tanıştırma 1947 yılının yaz ayında gerçekleşebildi. Bu tanışmadan sonra Usmanbaş’la olan ilişki giderek arkadaşlık ve dostluk aşamasına ulaşarak E.O. Fırat ve Usmanbaş arasında hemen hemen yaşamları boyunca sürecek mektuplaşma yoluyla tüm sanat alanlarındaki görüşlerini karşılaştırma yönünden düşün arkadaşlığına dönüşmüştür.

E. O. Fırat, 1948-49 döneminde hukuk fakültesini bitirerek memleketi Malatya’ya döndü ve hemen avukatlık stajına başladı.  1950-51 yılları arasında 33. Dönem’de yedek subaylığını Ankara’da yaptı. Yedek subaylık görevi tamamlanınca yine memleketine döndü. İlk küğ yapıtını yüzlerce taslak arasından seçtiği bir yaylı çalgılar dörtlüsü olarak bitirmek için 1945 yılından 1951 yılına kadar uğraş verdi. Birçok kararsızlık, güvensizlik, zorlanma dönemlerinden geçtikten sonra 1951’de tamamlanan bu ilk küğ yapıtı “Dördül Fa” adını taşıyordu.  Sık sık büyük ve küçük dengeserliklere dönüştüğünden dengeserlik anlayışına yakınlıktan çok dengeserlik dışı bir yazıya ulaşacak gibi görünüyordu. Dördül Fa’nın ardından 1950-51 yılları arasında Usmanbaş’ın heveslendirmesiyle ilk dizisel yönteme başvurduğu yapıtı Üçül No.1 Op. 2’yi ortaya koydu. Bu ilk iki yapıt kendisini yeterince doyurmadığından 1953-54 yılları arasında dengeserlik dışı bir kuruluşu olan klarinet, keman ve piyano için “Üçlü Sonat” adını taşıyan  “Op. 3” yapıtını yazdı. İlk kez bu yapıtıyla kişiliğini ve gideceği yolu belirlemiş olduğu kanısına ulaştı.

1959 yılında Adalet Bakanlığı’na başvurarak yargıçlığa atanmasını istedi. Bu istek sonucu Adalet Bakanlığı avukatlıkta geçen sürelerini de göz önünde bulundurarak E. O. Fırat’ı ilk kez Reyhanlı Sorgu Yargıçlığı’na atadı. E. O. Fırat’ın yargıçlık yaşamı 1959 yılından kendi isteğiyle emekliliğini alacağı 1979 yılına kadar sırasıyla; Reyhanlı Sorgu Yargıçlığı, Alanya Ceza Yargıçlığı, Denizli Yargıçlığı, Adana Ceza Yargıçlığı’nda geçti.

E. O. Fırat, 1960 yılında annesini yitirmesi üzerine, çok sevdiği annesiyle birlikte yaşadığı günleri hep anımsamak ve göz önünde bulundurmak isteğiyle birden bire  resim yapmaya başladı. 1970 yılına kadar yaptığı resimleri sergiletemedi. 1970 yılında Almanya’nın Wuppertal kentinde oturan ve o kentte bütün Almanya’da ünlü Galeri Palette’nin sahibi ile arkadaşlığı bulunan bir Alman’ın resimlerini görmesi ve onun bunların kesinlikle Avrupa’da sergilenmesi gerekeceği yolundaki düşüncesine yakınlık gösterdi.  15 tane resminin ilk kez Wuppertal’de sergilenmesinin başarılı olması sonucu, sergi aylarca sürdü. Wuppertal’deki bu sergilemeden sonra, Türkiye’de de E. O. Fırat’ın resimlerine galeriler kapılarını açtı.

E. O. Fırat, yayınlanan bazı şiirleri ve dergilerde çıkan eleştiri yazıları ve yargıç olarak kararlarında kullandığı dil nedeniyle 1964 yılında o zamanki Türk Dil Kurumu üyeliğine alındı.

Şiir ve yazılarının bir kısmı Küçük Dergi, Pazar Postası, Türk Dili, Yücel, Opus, Forum, Küğ, Eflatun, Güney, Flarmoni, Ankara Sanat ve Oluşum gibi dergilerde yayınlandı. İlk kitabı yedi tane öyküsünün bir araya getirilmiş olduğu “Karmakarışık Öyküler Kitabı” 1995 yılında yayınlandı. İkinci kitabı yarı yarıya kendi yaşam betimiyle ilgili, yarısı ise tasarıma dayanan tüm şiirlerini de kapsayan “Seviçıra” 1997 yılında yayınlandı. Üçüncü kitabı dergilerde yayınlanmış olan, sanatla ilgili görüşlerini yansıtan eleştiri yazılarını bir araya getiren “Umursanmamış” 1999 yılında basılmıştır. Dördüncü kitabı Çağdaş Küğ Tarihi Üzerine İmler’in birinci cildi 1999 yılında basılmıştır. Kitabın kalan ikinci ve üçüncü ciltlerini tamamlamak için E. O. Fırat yardımcısı Zühal Selçuk aracılığıyla çalışmasını sürdürmektedir.

1979’da emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşen E. O. Fırat,  bu kentte yaşamını sürdürmektedir. Makule Dejenerasyonu/Sarı Tabaka Bozulması nedeniyle gözleri artık yazı yazmasına ve okumasına elverişli bir durumda bulunmadığından görme ile ilgili tüm sanat çalışmalarına zorunlu olarak son vermiştir. Buna karşılık emekli olduğu günden başlayarak çağdaş küğ ile ilgilenen tüm küğ severlere kapısını açık tutarak her hafta cumartesi günü gelenlere çağdaş küğün son örneklerini tanıtmaya çalışmaktadır. Evinin dışındaki dünya ile ilişkisi bu toplantılara gelen küğ severlerin ilgileri ölçüsünde sürmektedir. Fırat’ın birincisi 2007 yılında ikincisi 2008 yılında, üçüncüsü 2009 yılında AK Müzik Yapım Org. Tarafından yayınlanmış; birincisi “Gerçek Simge Oyun”, ikincisi “Acı Gölgelerin Rastlantısında”, üçüncüsü “Anadolu Mayası” başlığını taşıyan üç yoğunyuvarı yayınlanmıştır.

Biography in English

Ertuğrul Oğuz Fırat was born on 1st February 1923 in Malatya, where he completed high school. In 1940 he joined the Archaeology Department of the Faculty of Letters of İstanbul University but quit this department the following year to attend the Faculty of Law of the same university.

Having the desire to become a composer, he began his first composition studies in 1943, on a second-hand piano which he had been given by his mother as a present for his twentieth birthday. In the same year, his close friend Adnan Benk introduced him to his violin instructor Karl Berger from whom he took lessons in harmony. However, these lessons lasted only a couple of months. He then concentrated on working with the piano, memorizing the notes of pieces he was studying. Since he had already known the classical composers when he started to take lessons from Karl Berger, he now concetrated on the works of contemporary composers. To him, theoretical learning of music would not be of much assistance to him, whereas memorizing the music, the actual “notes”, would help him to become a composer more quickly.

He started to write his first stories and poems in 1943. He was never easily satisfied with what he wrote and so he later changed these first efforts. It was in this period that  he endeavoured to publish a journal entitled İklim (Climate), together with several friends including Turan Güneş, Turan Feyzioğlu, Necati Erkurt, Adnan Benk, Ercüment Berker, Berna Moran, Ali Yavuz Bayhan and Bülent Arel, some of whom would later become very famous. Although they managed to produce the periodical with the money they collected among themselves, they could only issue three editions. They did not reach the large circulation they expected so had to cease publication. Ertuğrul Oğuz Fırat’s first published “yır” (topical poem), which he planned to be in serial form, appeared in a review titled “Meyvemizin Tohumu” (The Seed of our Fruit). As mentioned above, Bülent Arel was a member of this group of friends. He was not living permanently in İstanbul but met with them when visiting his family there; he himself was receiving education in the composition department of Ankara Conservatory. Arel told Ertuğrul that a close friend of his at the Conservatory, İlhan Usmanbaş, was interested in his poems, which he had seen at Arel’s house, and that he was going to introduce them to each other. This introduction took place in the summer of 1947. Following this introduction, Firat’s relationship with Usmanbaş turned into a companionship and friendship, the eventual “friendship of thought” continuing throughout their lives, sharing their views in all artistic fields through correspondence.

Fırat finished at the Faculty of Law in 1948-1949 and came back to his hometown Malatya, where he completed his attorney internship. In 1950-1951 he carried out his military service, serving as a 3rd lieutenant in Ankara during the 33rd recruitment period, and then again returned to his home town. He was still making every effort to finish his first composition, chosen from among hundreds of drafts, a string quartet. After long periods of uncertainty, lack of confidence and uneasiness, this first composition, completed in 1951, was  “Dördül Fa”(Quartet in F). Since this work frequently gave rise to large or small  tonalities, it seemed that he would produce atonal writing rather than that which is closer to what is understood as tonality. After “Dördül Fa”, and with İlhan Usmanbaş’s encouragement, he composed Trio No 1 Op 2, using the serial method. Still dissatisfied  with these two compositions, in 1953-1954 he composed his Opus 3, “Trio Sonata”, for clarinet, violin and piano. This has an atonal formation. With this composition, for the first time, he felt he had defined his personality and the path that he would follow.

In his professional life, Firat applied to the Ministry of Justice to be appointed as a judge. On the basis of his experience as an attorney, the Ministry of Justice appointed him to be the Investigating Magistrate of Reyhanlı. From 1959 until 1979, the year in which he requested his retirement, starting as Investigating Magistrate of Reyhanlı, he subsequently served as Criminal Magistrate of Alanya, Magistrate of Denizli and Criminal Magistrate of Adana.

On the death of his mother in 1960, Fırat abruptly started painting so as to remember and maintain a record of the days that he spent with the mother he loved. However, it was not until 1970 that he succeeded in exhibiting his paintings. This came about when a friend of the owner of the famous Gallery Palette in Germany agreed that his paintings should be exhibited in Europe. This gentleman lived in the city of Wuppertal in Germany and the success achieved there by the exhibition of Firat’s 15 paintings extended the exhibition so that it lasted two months. After this exhibition, galleries in Turkey also opened their doors to Firat’s paintings.

In recognition of the quality of the language Firat used in the poems and critical essays published in various periodicals, he was admitted to the membership of the then Turkish Language Society in 1964.  Among the magazines in which his poems and writings appeared were Küçük Dergi, Pazar Postası, Türk Dili, Yücel, Opus, Forum, Küğ, Eflatun, Güney, Flarmoni, Ankara Sanat and Oluşum. His first book, a compilation of eight stories entitled “Karmakarışık Öyküler Kitabı” (Tangled Stories), was published in 1995. His second book, “Seviçıra”, half of which is based on his own view of life and the other half composed of interrelated stories and poems, appeared in 1997. His third book, “Umursanmamış” (Uncaring), which includes critical essays reflecting his artistic views, was published in 1999. The first volume of Fırat’s fourth book is “Çağdaş Küğ Tarihi İçin İmler-1″ (Remarks on the History of Modern Music-1), brought out in 1999 by Yapı Kredi Publications. Fırat continued studying this subject so as to complete the second and third volumes of this book, with the help of his assistant Zühal Selçuk.

After retiring in 1979, Fırat settled in Ankara, where he still lives. Since he could no longer read or write properly, due to macular degeneration/degeneration of the yellow layer of the eye, he was forced to terminate all artistic activity related to the sense of seeing. However, from the very beginning of his retirement, he tried to introduce the latest examples of contemporary music to all music lovers by having “open house” at his home every Saturday. His relationship with the outside world depends on the interest of the music lovers who attend these meetings. Two CDs of Ertuğrul Oğuz Fırat, the first entitled “Gerçek, Simge, Oyun” (Reality, Symbol, Game), the second “Acı Gölgelerin Rastlantısında” (In Coincidence of Sorrowful Shadows),  and the third “Anadolu Mayası” (Leaven of Anatolia) were released in 2007, 2008 and 2009 respectively, by Ak Müzik Yapım Org.